Bugun...



BAŞKAN ALPAY VAR’DAN KORE GAZİSİ’NE ANLAMLI ZİYARET


facebook-paylas
Tarih: 23-08-2021 01:46

BAŞKAN ALPAY VAR’DAN KORE GAZİSİ’NE ANLAMLI ZİYARET

Belediye Başkanı Alpay Var, Kore Gazisi Mehmet Ziya Öztürk ve eşi Semahat Öztürk çiftini evlerinde ziyaret etti.
Şarköy Belediye Başkanı Alpay var, Şarköy Cumhuriyet Mahallesi Kurtuluş Caddesinde oturan Kore gazisi 92 yaşındaki Mehmet Ziya Öztürk ve eşi 68 yaşındaki Semahat Öztürk çiftini evinde ziyaret etti.
Kendisinin Konya doğumlu olduğunu İstanbul Şisli’de oturduğunu 6 yıl yıl önce Şarköy’den yazlık aldıkların söyleyen Kore Gazisi Öztürk Şarköyü çok sevdiğini havasının kendisine iyi geldiğini güler yüzlü belediye başkanının kendisini ziyaret etmesinden memnuniyet duyduğunu belirtti. Şarköy Belediye Başkanı Alpay Var’a askerlik anılarını anlatan Mehmet Ziy Öztürk 1952 yılında katıldığı Kore savaşı anılarını anlattı.Sivil hayatta terzi olduğu için hayatı bezaz perdeye yansıtılarak Ayla filmi çekilen Koreli kızın üşümemesi için battaniyeden kaban yaptığını anlattı.
Kore’ye 21 Ekim 1952 İskenderun limanından kalkan bir gemiyle yolculuğumuz başladı. 21 yaşındaydım ve tamamen gönüllü olarak bu hizmete başvurdum.
Her zaman savaşın nasıl bir şey olduğunu düşünmüşümdür ve o yaşlarda bir grup arkadaş gitmeye karar verince ben de cesaret alarak onlarla gönüllü oldum.
Savaş sırasında motorlu topçu alayında 1. Tabur karargâhta muhabere (iletişimden sorumlu) olarak görev aldım. Savaş sırasında birlikler arasında irtibatı sağladım. İleri sürülmüş gözetleme olarak ateş hattından gelen muharebeye cevap veriyor, birliklere muharebe temin ediyordum. Hatta bir gün Üsteğmen Sertaç Bey, “Kesinlikle hatları kesme bombardıman yapıyoruz.” dedi. Çatışmalar sırasında hatları kesmemek şartıyla irtibatı koruyarak düşmana büyük zayiat verdik. Savaşta Kunuri muharebesi’nde zor şartlarda görev aldım.
Kore Gazisi Mehmet Ziya Öztürk
Savaş sırasında gece keşifteyken karanlıkta arazide ağlayan bir bebek sesi geldi. Anne ve babası hunharca öldürülmüş 5 yaşlarında minik bir kız çocuğu bulduk. Ağlayan bu çocuğu sakinleştirerek birliğimize getirdik ve O’na sahip çıktık adını da Ayla koyduk. Ben terzilik bildiğim için soğuktan korumak için Ayla’ya battaniyeyi keserek kaban diktim. Çok mutlu oldu. Birliğimizin adeta maskotu idi. Yıllar sonra Ayla 67 yaşındayken İstanbul’da buluşma fırsatımız oldu. Son derece duygulandım…
Başka bir anım da, bir gece nöbeti esnasında Kuzey Koreli bir kaçak yakaladım, elinde bir bohça dolusu para vardı. Bana parasını almayı ve kendisini serbest bırakmamı söyledi ama ben kabul etmedim. Sabaha kadar bekledikten sonra nöbet değişimine gelen arkadaşımla 2 saat daha beraber nöbet tutarak esiri parasıyla beraber birliğimize teslim ettik. Esir kampına gönderildi.
22-23 Nisan gecesi yine ileri gözetleme görevindeyken, Üsteğmen Mehmet Gönenç birliğimizden kaybolan bir arkadaşımızı bulmak için çevreyi bildiğimden beni gönderdi. Bu esnada birlik düşman tarafından maalesef kuşatılmış. Mehmet Gönenç geri çekilmek yerine tüm ateşi üzerine alarak kahramanca savaşmış ve ölmüştür.
Türkiye’ye döndükten sonra bir müddet savaşın dehşet verici anlarını hatırınızdan silemesek de bir süre sonra normal hayata döndüm. Kore’de omuz omuza çarpıştığım Koreli asker arkadaşlarımla ara ara irtibatımız oldu. Zor zamanlarda bir kuru ekmeği bölüştük. Birbirimize “Kan Kardeş” diyorduk.
Savaştan sonra 2009 yılında Kore’yi tekrar ziyaret etme fırsatım oldu. Yaklaşık 1 hafta kadar kaldık. Neredeyse 57 yıl sonra Kore’yi oldukça değişmiş ve gelişmiş buldum. Kore, kültür olarak geçmişine ve değerlerine son derece önem gösteren ve saygı duyan bir toplum. Son derece ağır bedeller ödediği bir savaştan yorgun, yıpranmış ve kayıplarla çıkmış olan bir Kore, hızlı atılımları ve çalışkan toplumuyla kısa sürede dünya devletleri arasında en ileri sanayi ve teknoloji devlerinin olduğu bir ülke haline gelmiştir.
Bunları görmek beni çok sevindirdi. Bu gelişmişliği ve başarılarına rağmen, geçmişini ve nereden geldiğini unutmayan bu toplum, savaş anıtlarımıza ve mezarlarımıza son derece intizam ve özen gösteriyor. Özellikle Busan’da bulunan Birleşmiş Milletler mezarlığını ziyaretimiz sırasında mezarlığın temiz ve bakımlı olması beni çok mutlu etti. Orada omuz omuza savaştığım arkadaşlarımı ziyaret ederken gözyaşlarıma hâkim olamadım… Orada yatan ben de olabilirdim…
Düşmana karşı tek yürek olmuş ayrı kültür, dil, din ve ırka mensup ülkenin yaşamın kıyısında kahramanca çarpışması, zorluklara beraber göğüs germesi takdire şayan bir duygu. Ben inanıyorum ve eminim ki bu yaşananlar efsaneler gibi yüzyıllarca çocuklarımıza torunlarımıza masal gibi anlatılacak. Bizler birbirine Kan Kardeş diyen, dünyada belki de ilk ve tek milletiz. Ortak tarihimiz, anılar ve acılarımız bizleri birbirine hep kenetleyecek.
Aynı kültüre ve ırka mensup bir ülkenin ikiye bölünmesi ve birbirine yıllardır böyle büyük düşmanlık beslemesi gerçekten çok üzücü. Ancak benim hala umudum var yakın gelecekte barış sağlanması bizleri çok mutlu eder.
Savaş insanoğlunun asla yaşamak istemeyeceği bir durum ve ben bu durumu daha 21 yaşında gencecik bir delikanlı iken yaşadım. Ölümün soğukluğunu, yokluğu, çaresizliği, acıyı gözlerimle gördüm. Döndükten sonra yaşama bakış açım değişti ve her anın kıymetini bilerek şükrederek, geçmişteki kayıp arkadaşlarımı anarak ve hayatta kalarak ne kadar şanslı olduğumu düşünerek güzel bir hayat geçirdim.
 




Kaynak: Şarköy Haber




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ŞARKÖY Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

SPOR

SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI