DİJİTAL BAĞIMLILIK ALARM VERİYOR: SORUN YASAKLA DEĞİL, BİLİNÇLE ÇÖZÜLÜR”
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada dijital bağımlılığın çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çözümün yasaklarda değil toplumsal bilinçte ve dijital okuryazarlıkta olduğunu vurguladı.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada dijital bağımlılığın çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çözümün yasaklarda değil toplumsal bilinçte ve dijital okuryazarlıkta olduğunu vurguladı.
TBMM’DE SELCAN TAŞÇI ILE AK PARTI SIRALARI ARASINDA GERGINLIK YAŞANDI
Genel Kurulu’nda çocukların dijital bağımlılık risklerine ilişkin verilen önergenin görüşmeleri sırasında gerginlik yaşandı. Konuşmasını AKP sıralarından yükselen uğultu arasında sürdürmeye çalışan Selcan Taşçı, iktidar milletvekillerine seslenerek, “Keşke iktidar sıralarında oturan arkadaşlar da dinleseler ya da dışarı çıksalar, bu çok önemsedikleri konuyu burada sağlıklı şekilde konuşabilsek” dedi. Karşılıklı sözlü atışmaların ardından Taşçı, konuşmasına kaldığı yerden devam etti.
“ “DİJİTAL” ARTIK SADECE TEKNOLOJİ DEĞİL, BAĞIMLILIK!”
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, dijital bağımlılığın geldiği boyutu çarpıcı verilerle ortaya koydu. 2026 dünyasında “dijital” kavramının artık yalnızca teknolojiyi değil, aynı zamanda bağımlılığı ifade ettiğini belirten Taşçı, bilim dünyasının teknolojiyi de bağımlılık yapıcı unsurlar arasında değerlendirdiğini hatırlattı.
Taşçı, dijital bağımlılık nedeniyle yoksunluk krizi yaşayan ve hatta yatarak tedavi gören bireylerin bulunduğuna dikkat çekerek, özellikle çocuklar ve gençler açısından tehlikenin büyüdüğünü ifade etti.
TAŞÇI; “GENÇLERİN YARISI RİSK ALTINDA”
Konuşmasında resmi verilere de yer veren Taşçı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) ortaokul ve lise öğrencilerinin yüzde 50’sini risk grubunda değerlendirdiğini söyledi. Yeşilay verilerine göre ise 12-18 yaş grubunda dijital bağımlılık başvurularının yüzde 64’e ulaştığını belirten Taşçı, bu tablonun görmezden gelinemeyeceğini vurguladı. “Bu oranlar, çocuklarımızı çevrimiçi dünyanın tehditlerinden korumak zorunda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor” diyen Taşçı, çözüm arayışlarında yanlış yöntemlere yönelindiğini ifade etti.
SELCAN TAŞÇI “YASAKLAR ÇÖZÜM DEĞİL”
Dijital bağımlılıkla mücadelede yasakçı yaklaşımı eleştiren Taşçı, “Don Kişot gibi hayali düşmanlara kılıç sallayarak sonuç alamayız” dedi. Bağımlılığın bir neden değil, sonuç olduğunun altını çizen Taşçı, sorunun temelinde çocukların yalnızlığı, aile içi iletişim eksikliği ve sosyal ortam yoksunluğunun bulunduğunu dile getirdi.
Plansız kentleşme, güvensiz sokaklar, çocuk yoksulluğu ve aile yapısını zorlayan çalışma koşullarının da bu sorunu derinleştirdiğini ifade eden milletvekili, dijital bağımlılığın toplumsal bir mesele olduğuna işaret etti.
TÜRKIYE DIJITAL OKURYAZARLIKTA AVRUPA’DA SONDAN ÜÇÜNCÜ
İYİ Partili Taşçı, Türkiye’de gençlerin dijital kullanım alışkanlıklarına ilişkin verileri de paylaştı. RTÜK araştırmasına göre her 10 gençten 9’unun sosyal medya hesabı bulunduğunu belirten Taşçı, çocukların günde ortalama 3 saat 24 dakikasını sosyal medyada geçirdiğini söyledi.
Daha dikkat çekici olanın ise dijital okuryazarlık farkı olduğunu belirten vekil, “Gençlerin dijital becerisi çoğu zaman ailelerinden ve öğretmenlerinden daha yüksek” dedi. Avrupa Birliği’nde ortalama dijital beceri oranının yüzde 56 olduğunu hatırlatan Taşçı, Türkiye’de bu oranın yüzde 33’te kaldığını ve ülkenin Avrupa’da sondan üçüncü sırada yer aldığını ifade etti.
“GÜVENLİ İNTERNET VAR AMA KULLANILMIYOR”
Taşçı, çözüm araçlarının var olmasına rağmen yeterince kullanılmadığını da eleştirdi. Türkiye’de yaklaşık 55 milyon güvenli internet abonesi bulunduğunu ancak çocuk profili tercih oranının sadece yüzde 0,4 olduğunu belirten vekil, “Bu tablo bir eksiklik değil, bir duyarsızlıktır” ifadelerini kullandı.
2017 yılında kurulan Güvenli İnternet Merkezi’nin etkinliğini sorgulayan Taşçı, ailelerin büyük bölümünün dijital denetim mekanizmaları konusunda yetersiz olduğunu dile getirdi.
TAŞÇI’DAN AİLELERE MAHREMİYET UYARISI
Konuşmasında ailelere de önemli eleştiriler yönelten Taşçı, bazı ebeveynlerin çocuklarını sosyal medya üzerinden bir kazanç aracına dönüştürdüğünü belirtti. Çocukların mahremiyetinin ihlal edildiğini ve bu durumun ciddi riskler barındırdığını ifade eden milletvekili, “Sonra da ‘çocuklarımızı koruyun’ deniliyor. Önce herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmeli” dedi.
“BU BİR DEĞERLER VE ŞUUR MESELESİ”
Televizyon yayınlarındaki içeriklere de değinen Selcan Taşçı, 6112 sayılı Kanun’a rağmen şiddet ve olumsuz içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çekti. “Ekranlarda uyarı işaretleri var ama o ekranların karşısında bilinç eksikliği var” diyen vekil, sorunun yalnızca teknik değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal olduğunu vurguladı.
ÇAĞRI: DİJİTAL OKURYAZARLIK SEFERBERLİĞİ
Konuşmasının sonunda çözüm önerilerini sıralayan Taşçı, Türkiye’nin genç potansiyelini kaybetmemesi gerektiğini belirtti. Yaklaşık 5 milyar dolarlık yazılım ihracatına sahip bir ülkenin gençlerini bilinçsizliğe teslim edemeyeceğini ifade eden milletvekili, “Aileleri ve öğretmenleri dijital okuryazar hale getirecek bir seferberlik başlatılmalıdır. Çocuklarımızı yasaklarla değil, bilinçle korumalıyız.” çağrısında bulundu.
KONUŞMANIN TAMAMI:
2026 dünyasında artık "dijital" sadece elektronik ortamda gelişen teknolojiye değil maalesef bağımlılığa da karşılık geliyor. Tıpkı uyuşturucu, uyarıcılar gibi teknoloji de bağımlılık yapan maddeler arasında sayılıyor, tedaviler geliştiriliyor buna dair zira yoksunluk krizi geçiren hatta yatarak tedavi gören dijital bağımlılar var.
BTK, ortaokul ve lise öğrencilerinin yüzde 50'sini risk grubunda sayıyor;, Yeşilay verileri daha feci, 12-18 yaş grubu başvurularda dijital bağımlılık oranı yüzde 64'leri bulmuş durumda. Bu, görmezden gelinebilecek bir oran değil. Çocuklarımızı kesinlikle çevrim içi ekosistemin potansiyel zararlarından korumalıyız ama nasıl, Don Kişot gibi bir bilinmezliğe karşı kılıç sallayarak mı ya da günlerdir konuşulan yasaklarla mı? Mümkün değil aslında, mümkün değil çünkü bağımlılık bir neden değil sonuç. Çocuğun en basit ifadesiyle yalnızlığının sonucu, içine terk edildiği boşluğun sonucu; ailesiyle kuramadığı iletişimi kurma ihtiyacının, onaylanma ihtiyacının sonucu hatta mahallesizliğin yani sosyolojimizle uyumsuz, yanlış kentleşmenin sonucu; yüzde 30'ları geçen çocuk yoksulluğunun, güvensiz sokakların, sosyalleşme imkân ve araçlarından mahrumiyetin sonucu; her lafa "ailenin güçlendirilmesi" diye başlayıp da ailenin aynı masa etrafında buluşma imkânını ortadan kaldıracak şekilde kurgulanan çalışma hayatının sonucu, çocuğun okul çıkışında mahkûm olduğu o kocaman meçhulün sonucu. TÜİK'e göre yüzde 66,1 ama RTÜK'ün dijital okuryazarlık araştırmasına göre her 10 gençten 9'unun sosyal medya hesabı var, ortalama üç saat yirmi dört dakikayı sosyal medyada geçiriyorlar ve her 10 gençten 6'sının dijital okuryazarlık düzeyi yüksek, en azından ailelerinden yüksek, öğretmenlerinden yüksek. Zira AB ülkelerinin genel dijital beceri ortalaması yüzde 56'yken, bu oran Türkiye'de yüzde 33; Avrupa 3'üncüsüyüz ama sondan 3'üncüyüz. Madem çocuklarımızı çevrim içi tehditlerden -ki taciz, siber zorbalık, tehdit, dolandırıcılık, radikalleşme, intihara yönlendirme; tehdit her biri gerçekten de- korumak istiyoruz en azından ne yapmamız beklenir? Aslında hiç de külfeti olmayan, üstün beceri geliştirmeyen güvenli interneti tercih edebiliriz, değil mi? Türkiye'de 55 milyon civarında -sözüm ona- güvenli internet abonesi var ama çocuk profili tercih edenlerin oranı ne kadar biliyor musunuz? Yüzde 0,04 yani riyakârız aslında bu alanda da. 2017'den beri güvenli internet merkezi var. Kaç aile bilinçlenmek için ya da kaç aile yardım istemek için kullandı burayı? Çok düşük orada da veriler. Kaç aile ebeveyn kontrol mekanizmalarını işletecek beceriye sahip? Bir emniyet müdürümüz söylemişti: "Bilişim alanında bizden daha iyi olan çocuklar bu sebeple yargılanıyorlar, heba olan dehalar aslında onlar." Sadece dijital cehalet de değil, yozlaşma aslında baş belamız. Çocuğun en temel haklarını çiğneyerek üzerinden para kazanacağı bir ticari metaya dönüştürmekte beis görmeyen aileler "Çocuklarımızı koruyun." diye feryat ediyorlar. Kimse sormuyor "Teşhircisiniz aslında. Sen neden çocuğunu hedef tahtasının tam göbeğine yerleştirdin peki?" diye. Sosyal medyaya gelene kadar birçok kanunumuz var aslında. Geleneksel medyada da işte, akıllı işaretlerimiz var. Bakıyoruz akranda akıllı işaret var, şiddet-korku işareti var, artı 7 işareti var; peki, ekranın karşısında ne var? Anne, baba ve çocuklar. O işaretlere rağmen aslında o mahzurlu yayınları izliyorlar. Yani, aslında ekranın karşısında kocaman bir idraksizlik, bilinçsizlik sorunumuz var.
Bu asla bir suçu dijitale, aileye yükleyip kenara çekilme önergesi değildir; tersine, toplumsal çürümeye karşı bir şuur seferberliği başlatmak da dâhil, devlete asli görev ve sorumluluklarını hatırlatma önergesidir. Yaklaşık 5 milyar dolar yazılım ihracatı olan Türkiye'nin genç dehalarını köreltmek yerine çevrim içi suçlara karşı çocuklarla birlikte onları bilinçli yetiştirmelerini beklediğimiz aileleri ve öğretmenleri de bilinçlendirme seferberliği davetidir.