Taşçı’dan Meclis’te sert tepki: “Bugün 106’ncı yılında ikinci Sevr ihanetine ortak olmayın”

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen PKK / KCK terör örgütü mensuplarına af düzenlenmesine ilişkin Meclise getirilen kanun teklifi üzerine yaptığı konuşmada iktidara ve teklifin arkasında duran milletvekillerine sert sözlerle yüklendi.

10 Ağu 2026 - 22:45 YAYINLANMA
Taşçı’dan Meclis’te sert tepki: “Bugün 106’ncı yılında ikinci Sevr ihanetine ortak olmayın”

 Teklifin terör suçları bakımından büyük problemler doğuracağını savunduğu sonuçlara dikkat çeken Taşçı, “Katilleri affetmiyoruz.” denildiğini ancak düzenlemenin bazı ağır suçları kapsam içine aldığını belirterek, “Siz aslında tam da bu maddeyle Dolmabahçe saldırısının emrini vereni affediyorsunuz, TUSAŞ saldırısının emrini vereni affediyorsunuz, Dağlıca baskınının, Çukurca baskınının saldırı emrini vereni affediyorsunuz.” dedi.

Taşçı, düzenlemenin infaz hukukuna aykırı biçimde uygulanarak belirli bir hükümlünün cezasını çekmiş sayılmasına ve özel af sonucuna yol açacağını ileri sürdü. Taşçı, “İnfaz hukukuna aykırı olarak çekilmemiş cezayı çekmiş sayıyor, özel af çıkarıyorsunuz. Meclisin arkasından dolanarak Anayasa’yı açıkça ihlal ediyor, teröriste imtiyaz için millî iradeye darbe yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

“Özgürlüğün umudunu değil, alenen garantisini veriyorsunuz”

Konuşmasında İmralı’daki terör örgütü elebaşına yönelik düzenleme olduğunu savunduğu noktaya da değinen Taşçı, “Yetmiyor bu, hükmün yazılış şeklini kullanıp İmralı’daki o bebek, o kadın, o asker, o polis, o öğretmen, o millet katili devlet düşmanını affediyorsunuz. Özgürlüğün umudunu değil, alenen garantisini veriyorsunuz o alçak teröristbaşına.” dedi.

Taşçı, sürecin “af” tartışması üzerinden yürütülmediğini, PKK’nın terör örgütü niteliğinin değiştirilmesine yönelik bir siyasi zeminin oluşturulduğunu savundu. “PKK kadroları af maf istemiyor.” diyen Taşçı, “Af suç işleyenler için yapılır.” ifadesinden “Bizde pişman olmuş bir hâl var mı?” noktasına gelindiğini belirterek bunun “PKK’yı terör örgütünden tarafa dönüştürmek, insanlık suçlarını haklı siyasal şiddete dönüştürmek” amacı taşıdığını ileri sürdü.

“Bundan daha âlâ Sevr mi olur Allah aşkına?”

Taşçı, konuşmasında son dönemde kullanılan “yüz yıllık inkâr”, “asimilasyon” ve “yüz yıllık sorun” ifadelerini de eleştirerek, bu söylemlerin sürecin temelini oluşturduğunu savundu.

İktidar temsilcisinin konuşmasında “çatışma” ifadesini kullanmasına da tepki gösteren Taşçı, “Devleti terörün değil de iki taraflı çatışmanın muhatabı kılmak Türkiye’nin uluslararası hukuk masasında bölünmesi için gerekçe oluşturmak demektir.” dedi.

Taşçı, ardından iktidar sıralarına dönerek, “Bunu nasıl yapabilirsiniz? Bundan daha âlâ Sevr mi olur Allah aşkına?” diye sordu.

Sevr’e kadar mıydı sizin tek milletçiliğiniz, tek devletçiliğiniz, tek bayrakçılığınız; Sevr’e kadar mıydı cumhuriyetçiliğiniz; Sevr’e kadar mıydı Atatürkçülüğünüz?” sözleriyle devam eden Taşçı, düzenlemeyi Türkiye’nin bağımsızlığı açısından tarihi bir kırılma olarak değerlendirdi.

“Barış diye gelen esaretti”

Konuşmasının önemli bölümünü Mondros Mütarekesi ile yaptığı tarihsel karşılaştırmaya ayıran Taşçı, “Barış kâğıt üzerinde çok romantik geliyor olabilir bazı arkadaşlarımıza. Unutmayın, Mondros da barıştı, silahları susturacaktı.” dedi.

Mondros sonrasında Anadolu’nun işgal edildiğini ve Millî Mücadele’nin başladığını hatırlatan Taşçı, “Türk milleti çok manidardır ki bu barış sürecinde kurtuluş mücadelesine girişmek zorunda kaldı çünkü ‘barış’ diye gelen esaretti.” ifadelerini kullandı.

Taşçı, Mondros’un imzacıları ve onaylayan Saltanat Şûrası’nın daha sonra bu Meclis eliyle vatan haini ilan edildiğini hatırlatarak, bugünkü siyasi aktörlere de tarihsel bir uyarıda bulundu.

“…Bugünün konusu sizlerin şahsiyetidir.””

Taşçı, konuşmasının ilerleyen bölümünde İYİ Parti Genel Başkanı’nın daha önce yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, “Hangi yasayı, kaç imzayla çıkarırsanız çıkarın, hangi dağdan indirir, hangi inden getirir, hangi delikten çıkarırsanız çıkarın, birisini bile – Genel Başkanımız defaatle söyledi – cesedimizi çiğnemeden bu kapıdan sokamayacaksınız.” dedi.

Ancak meselenin kendi siyasi duruşları veya cesaretleri olmadığını vurgulayan Taşçı, milletvekillerine şu sözlerle seslendi:

Bugünün konusu bizim cesedimiz, bizim cesaretimiz değildir, bugünün konusu sizlerin şahsiyetidir.”

Taşçı, “Yüz binlerce şühedanın kanı pahasına kazandığımız bağımsızlık yerine teslimiyet ikame ediliyor.” diyerek, bunun “emperyalistlerin maşası” olduğunu savunduğu bir terör örgütüne karşı taviz anlamına geldiğini ileri sürdü.

“Sizde cesaret, sizde hamiyet yok mu?”

Konuşmasının sonunda Mahmud Şevket Paşa’nın Hareket Ordusu’na hitabını hatırlatan Taşçı, “Kardaşlar, millet bizden imdat bekliyor, ne duruyorsunuz? Bizde cesaret, bizde hamiyet yok mu?” sözlerini kürsüye taşıdı.

Ardından milletvekillerine seslenen Taşçı, “Ya, sizde arkadaşlar, sizde cesaret, sizde hamiyet yok mu?” diye sordu.

Mevzubahis vatansa partileriniz, grup kararlarınız, vekil olmak, bakan olmak, Cumhurbaşkanı olmak teferruattır.” diyen Taşçı, “Egemen olamadığın vatanda ne olursan ol vasfın kuklalıktır ve bir gün mutlaka bindirilirsin o Malaya zırhlısına.” ifadelerini kullandı.

Taşçı, milletvekillerine herhangi bir baskı veya şantaj varsa boyun eğmemeleri çağrısında bulunarak, “Hiçbir ayıp, hiçbir suç, hiçbir hata vatana ihanetten daha ağır değildir.” dedi.

Konuşmasını tarihsel bir uyarıyla tamamlayan Taşçı, “Bugün 106’ncı yılında ikinci Sevr ihanetine ortak olmayın.” çağrısında bulundu. Taşçı, düzenlemeye destek verenlerin gelecekte tarih kitaplarında nasıl anılacağına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

Gizli anlaşmalarla Kürdistan teşkiline engel olmama garantisi veren mütareke mebusları gibi anılırsınız. Damat Feritleri olarak geçeceksiniz işte o ders kitaplarına, torunlarınıza bu utancı yaşatmayın.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Konuşmanın Tamamı :

Sayın Başkan, oturdukları sıraların Türk Kurtuluş Savaşı'nın karargâh koltuklarından oluştuğunu, oturdukları sıraların cumhuriyeti inşa ve ilan eden, Şeyh Sait gibi iş birlikçi isyanlarını bastıran iradenin emaneti olduğunu ve oturdukları sıraların Türk milletine vekâlet makamı olduğunu, buradaki hiç kimsenin milletin hilafına hareket etmek, yetkisine sahip olmadığını unutmamış olmasını, unuttuysa da bugün bu gaflet uykusundan uyanmasını dilediğim milletvekilleri; "Katilleri affetmiyoruz." diyorsunuz bu teklifle ama tam da bu maddeyle devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, öldürmeye teşebbüs, ağır yaralama, bombalama, işkence; tamamı af kapsamında yani siz aslında tam da bu maddeyle Dolmabahçe saldırısının emrini vereni affediyorsunuz, TUSAŞ saldırısının emrini vereni affediyorsunuz, Dağlıca baskınının, Çukurca baskınının saldırı emrini vereni affediyorsunuz. Yetmiyor bu, hükmün yazılış şeklini kullanıp İmralı'daki o bebek, o kadın, o asker, o polis, o öğretmen, o millet katili devlet düşmanını affediyorsunuz. Özgürlüğün umudunu değil, alenen garantisini veriyorsunuz o alçak teröristbaşına. İnfaz hukukuna aykırı olarak çekilmemiş cezayı çekmiş sayıyor, özel af çıkarıyorsunuz. Meclisin arkasından dolanarak Anayasa'yı açıkça ihlal ediyor, teröriste imtiyaz için millî iradeye darbe yapıyorsunuz. Kendinizi hiç kandırmayın, PKK kadroları af maf istemiyor; "Af suç işleyenler için yapılır."la başlayıp da "Bizde pişman olmuş bir hâl var mı?"yla bugüne getirdiğiniz bu süreç PKK'yı terör örgütünden tarafa dönüştürmek, insanlık suçlarını haklı siyasal şiddete dönüştürmek içindir. Aylardır bu kürsüde tekrarlanan ve çok yazık ki kendisini cumhuriyetle özdeşleştiren partilerin de ortak olduğu "yüz yıllık inkâr" "asimilasyon" "yüz yıllık sorun" ifadeleri bunun temel atma törenidir, aranan statü budur. Israrlı bir şekilde "çatışma" dedi az önce iktidar temsilcisi bu kürsüde, devleti terörün değil de iki taraflı çatışmanın muhatabı kılmak Türkiye'nin uluslararası hukuk masasında bölünmesi için gerekçe oluşturmak demektir. Bunu nasıl yapabilirsiniz? Bundan daha hâlâ Sevr mi olur Allah aşkına? Sevr'e kadar mıydı sizin tek milletçiliğiniz, tek devletçiliğiniz, tek bayrakçılığınız; Sevr'e kadar mıydı cumhuriyetçiliğiniz; Sevr'e kadar mıydı Atatürkçülüğünüz? Barış kâğıt üzerinde çok romantik geliyor olabilir bazı arkadaşlarımıza. Unutmayın, Mondros da barıştı, silahları susturacaktı; imzacılarına sorsanız devletimizin istiklal ve saltanatın hukuku kurtarılmıştı Mondros'la ama Osmanlı bu barışla yıkıldı, Anadolu bu barışla işgal edildi, kahraman Türk evlatları Kaymakam Kemal Bey, Nusret Bey bu barış sürecinde idam edildi. Mehmet Emin Yurdakul, Yunus Nadi; aydınları bu ülkenin, bu barış sürecinde hapsedildi. "Ayşe, Fatma isteriz." diye gezen işgalcilerce evlatlarımız bu barış sürecinde iğfal edildi İstanbul sokaklarında ve Türk milleti çok manidardır ki bu barış sürecinde kurtuluş mücadelesine girişmek zorunda kaldı çünkü "barış" diye gelen esaretti. Akıbetinize dair fikir verir belki; o barışın imzacıları ve onaylayan Saltanat Şurası bu yüce Meclis eliyle vatan haini ilan edildi. Hangi yasayı, kaç imzayla çıkarırsanız çıkarın, hangi dağdan indirir, hangi inden getirir, hangi delikten çıkarırsanız çıkarın, birisini bile -Genel Başkanımız defaatle söyledi- cesedimizi çiğnemeden bu kapıdan sokamayacaksınız ama bugünün konusu bizim cesedimiz, bizim cesaretimiz değildir, bugünün konusu sizlerin şahsiyetidir. Yüz binlerce şühedanın kanı pahasına kazandığımız bağımsızlık yerine teslimiyet ikame ediliyor. Hem de kime? Yüz yıl önce emsalsiz bir mağlubiyete uğrattığımız emperyalistlerin maşası olmaktan başka hiçbir şey olmayan, Kürt'le alakası olmayan, halkla alakası olmayan bir terör örgütüne.

Mahmud Şevket Paşa'nın Hareket Ordusu'na hitabı geliyor benim böyle zamanlarda aklıma. "Kardaşlar, millet bizden imdat bekliyor, ne duruyorsunuz? Bizde cesaret, bizde hamiyet yok mu?" Ya, sizde arkadaşlar, sizde cesaret, sizde hamiyet yok mu? Yıllarca binalarınıza astınız, nutuklarınızı süslediniz, mevzubahis vatansa gerisi teferruat diye. Mevzubahis vatansa partileriniz, grup kararlarınız, vekil olmak, bakan olmak, Cumhurbaşkanı olmak teferruattır. Egemen olamadığın vatanda ne olursan ol vasfın kuklalıktır ve bir gün mutlaka bindirilirsin o Malaya zırhlısına. Şantaj m var arkadaşlar? Boyun eğmeyin, hiçbir ayıp, hiçbir suç, hiçbir hata vatana ihanetten daha ağır değildir. Bugün 106'ncı yılında ikinci Sevr ihanetine ortak olmayın. Kurtuluş Savaşı'nı bile silmeye kalkıştığınız o ders kitapları var ya eğer bu ihanete ortak olursanız, gizli anlaşmalarla kürdistan teşkiline engel olmama garantisi veren mütareke mebusları gibi anılırsınız. Damat Feritleri olarak geçeceksiniz işte o ders kitaplarına, torunlarınıza bu utancı yaşatmayın.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: